“ Yine de sözleşmenin imzalanması her şey bitti demek değil” Türk Metal üyesi bir okurumuzun gazetemize gönderdiği mektubunu paylaşıyoruz

MESS ile metal sektöründe örgütlü sendikalar arasında yeniden toplu iş sözleşmesi imzalandı. Türk Metal ‘in deyimiyle zafer kazanıldı. Kutlamalar yapıldı. Türk Metal zafer kazandı elbette(!) Hedefine ulaştı ama hedef neydi? Örgütledikleri eylemlerden yola çıkalım. Vardiya değişimlerinde fabrika içinde üretimi etkilemeyecek şekilde yürüyüşler yapıldı. Yerine göre 3 dakika ile 10 dakika arasında değişen donup kalma eylemleri yapıldı. Çay molaları 10 dakika uzatıldı. Yönetim eylem yokken üretilen adet kadar üretim istediğinde Türk Metal ortada yoktu. Yani işverene karşı eylem yapıldı ama yapılan eylemden işverenin etkilenmemesi için elinden geleni de yaptı sözde işçi sendikası.

İçi boşaltılmış eylemler sürerken Türk metal bu sefer sürecin şubat ayına kadar uzayabileceğini yani zamlı ücretlerin ve eylülden buyana almış olmamız gereken ücret farkının mart ayına kadar sarkabileceğini söyleyerek korku saldı. Ücretler çok yükselirse işten çıkarmalar olacağını eski çalışanların hedefte olduğunu söyleyerek işçileri üstü kapalı olarak tehdit etti. Türk Metal zafer kazandı elbette ama zafer işçi için geçerli değil.

Daha önceki sözleşmelerden yola çıkarsak zaten Türk Metal’ in hazırladığı taslak bile başlı başına sefalet demekti. Enflasyon oranlarının yalan olduğunu kendileri de söyledikleri halde sonraki 6 aylık periyotlarda enflasyon oranında zam teklif ettiler. Buna karşılık MESS enflasyon oranında zammı bile çok gördü ve TÜFE oranında zam teklifi yaptı. Türk metal ise sonraki zam dönemlerinde gerçeğin çok altında olan enflasyon oranında zam almayı işçiye zafer diye yedirmeye çalışıyor. Yani Türk Metal zafer kazandı ama en başından beri işçinin değil patronun yanında yer aldığı için zafer kazandı. Bu sözleşmede bizim için zafer değil sefalet var.

Yine de sözleşmenin imzalanması her şey bitti demek değil Sendikaları geri kazanmak, patronu değil işçiyi savunmasını sağlamak, sendikadaki koltuğunu korumak için bizi sefalete mahkum eden yöneticileri kovup yerlerine yeni başkanlar yeni temsilciler seçmek bizim elimizde. İnsanca yaşayabileceğimiz ücretler için bize ihanet eden genel başkanı yalamak değil yerle bir etmek zorundayız. Direndikçe kazanacağız.