Emperyalist saldırganlığa, açlık-yoksulluğa, aşağılanmaya karşı genel grev genel direniş!
2026 1 Mayısı’nı, bölgemizde ABD ve İsrail’in İran’a dönük haydutça saldırıları, ülkemizde ise Saray Rejiminin saldırılarını artırdığı koşullarda karşılıyoruz.
İşçi sınıfı, açlık, yoksulluk ve aşağılanma ile karşı karşıyadır. İş cinayetlerinde her gün ortalama 5-6 işçi öldürülüyor. İşçi sınıfının sendikacıları tutuklanıyor. Her işçi eylemine polis-jandarma saldırıyor. Üstelik şirketlerin, patronların şikâyetleri mahkemeler tarafından âdeta emir addediliyor. Bu, sınıfa dönük saldırıların nasıl zıvanadan çıktığını göstermektedir.
İşçi sınıfı devrimci olmadığı sürece örgütlü de olamıyor. Örgütsüz olduğu sürece, her yol ve araçla aşağılanmaktadır. Saray Rejimi, işçi sınıfını, emekçileri aşağılamaktadır. Onların kalemşörleri, her türden uzman zevat, işçi sınıfını aşağılamaktadır. Açlık, yoksulluk, işsizlik girdabındaki milyonları hesaba katmamayı alışkanlık hâline getirmişlerdir. İşçilerin, açların, emeklilerin, yoksulların, kadınların, gençlerin gözlerinin içine baka baka dalga geçmekte, meydanı boş bulmuş kabadayılar gibi fütursuzca dolaşmaktadırlar. Utanmadan, 20 bin TL ile nasıl geçinilir hesapları yapmaktadırlar. Utanmadan, “sabır” demektedirler, fütursuzca “yoksul olmak öbür dünyada cennete erken gitmenin yoludur” demektedirler.
İşçi sınıfının içinde yaşadığı açlık, yoksulluk, sefillik, aşağılanma koşullarını değiştirmenin tek yolu, genel grev ve genel direniştir. 1 Mayıs 2026, genel grev ve genel direnişin haykırılması gereken bir 1 Mayıs’tır.
Genel grev ve genel direniş talebi, sadece işçilerin talebi değildir, emeklilerin de talebidir, öğrencilerin de talebidir, memurların da talebidir, gençlerin de talebidir. Kısacası tüm toplumun talebidir. Devletin iç savaş hukukuna karşı, genel grev ve genel direniş dışında bir çıkış yolu yoktur.
Kitlesel direniş, yaşamın her alanında acil bir ihtiyaç, tek çıkış yolu olarak ortaya çıkmaktadır.
İşçi sınıfı ve direnenlerin ihtiyacı, “direniş, dayanışma ve örgütlenme”dir. Bu slogan etrafında 1 Mayıs 2026, Taksim başta olmak üzere, ülkenin ana meydanlarında kutlanmalıdır. İşçi sınıfının taleplerini dile getirme hakkı, çeşitli meydan yasakları ile engellenemez.
İşçi sınıfı, tüm güçleri ile, sendikaları aşarak, Taksim yasağını kırmak zorundadır. Taksim 1 Mayıs alanı olarak tescillenmiştir. Bundan vazgeçenler, toplu sözleşme haklarını da yok edenler, işçilerin grev haklarını da elinden alan iktidarı seyredenlerdir.
Kitlesel ve görkemli bir 1 Mayıs, işçi sınıfının birkaç adım bir anda ilerlemesinin, kendi gücünü görmesinin, sınıf dayanışmasını geliştirmesinin, direnişleri büyütebilmesinin ve en sonu örgütlenmesinin yoludur.
İşçiler, önlerine, karşılarına kurulan barikatı iyi tanımalıdırlar. Bu barikatın en arkasında kolluk kuvvetleri, yargısı, basını ile devlet, Saray Rejimi vardır. Onların önünde, sendika mafyası, bizim elimizi kolumuzu bağlamaya çalışan balta sapları, işçi hareketine ihanet edenler, uzmanlar, satılmışlar vardır. Eğer işçiler, en çok da devrimci işçiler, eğer öğrenciler, eğer kadınlar, kendi iradelerini kararlılıkla ortaya koymazlarsa, 1 Mayıs, görkemli bir 1 Mayıs olamaz. 1 Mayıs’ın görkemi, işçilerin, emeklilerin, memurların, öğrencilerin, kadınların kararlılığına bağlıdır.
Emperyalist saldırganlığa, savaşa karşı dayanışma ve direniş!
Haydi, direnişi yayalım, büyütelim.
Haydi, yaşamın her alanında örgütlenelim. İşçi sınıfı devrimci ise, örgütlü ise her şeydir.
Haydi, sendika mafyasına dur demek için, yeter demek için Taksim’e!



