Ekonomik krize, savaşa, grev yasaklarına karşı SINIF SAVAŞINI BÜYÜTELİM!

2026’nın ilk günlerinde işçi sınıfı bir saldırı dalgası ile karşı karşıyadır. Ekonomik alanda yaşananları bu satırları okuyup da bilmeyen yoktur herhâlde. Asgarî ücretin, emekli maaşlarının sefaletini geçelim, 70’li yaşlarda çalışmak zorunda kalan, bu yaşına kadar işsizlikten fırsat bulduysa zaten hep çalışan yaşlı işçiler birer toplumsal gerçekliktir. Daha 13-15 yaşlarında kapitalizmin dişlilerine sıkışan, çocuk olamadan işçi olan 2 milyon çocuk işçi bir başka toplumsal gerçekliktir. 

12 milyon işsiz, her 3 kişiden birinin icralık olması bir yana, her birimiz bir bankaya olan borcumuza başka bir bankanın kartıyla takla attırıyoruz. Faturaları, kiraları ödemek için bile kredi çekenler var. Bu ekonomik kriz değil yıkımdır. 

Sermaye doymak bilmiyor 

Patronlar kapı arkalarında tarihte yapmadıkları kârları Saray Rejiminde yaptıklarını söylüyorlar. Haklıdırlar. Rant-yağma-savaş ekonomisi patronların kâr rekorlarını sağlıyor. İşçi ücretleri alım gücü itibarıyla artmayı bırakın düşmektedir. Anlaşılan o ki 2026 sermaye için hedef yıldır. İşçilerin elinde kalan son kırıntı haklar alınacak, ücretler alabildiğine aşağı çekilecektir. Bize, yaşadığınız için şükretmek yeter de artar, denmektedir. 

Türkiye’de kayıtlı 16,7 milyon işçiden 2,41 milyonunun sendika üyeliği bulunuyor. Bunların da en fazla yarısı toplu sözleşme yapabiliyor. Yani burası bir ucuz işçi cennetidir. Ama yetmiyor. Sendika mafyasının desteğiyle, Saray Rejiminin yasaklarıyla kullanılamaz hâle getirdikleri grev hakkı yeniden boğulmak isteniyor. Sanki hiç Kavel grevi olmamış gibi, sanki hiç işçiler bedeller ödeyerek bu haklarını söke söke almamışlar gibi. Patronlar ve devlet el ele işçinin grev hakkını gasbediyor. Önce Smart Solar fabrikasında patron grevi kırmak için Kayseri’de bulunan bir fabrikada fason üretim yapmak için fabrikadan tırları çıkarmak istiyor, buna engel olmak isteyen işçilerin karşısına polis dikiliyor. Grev kırıcılığı bizzat devlet güvencesine alınırken 4’ü temsilci 44 işçi kod 46’dan tazminatsız olacak şekilde işten atılıyor. Çalışma Bakanı sessiz. Anayasa mı dediniz? 

Benzer bir saldırı Temel Conta iş yerinde yaşandı. Grevlerinin 400’lü günlerinde Temel Conta işçilerine grev kırma saldırısı gerçekleşti. Benzer bir şekilde fabrikadan makinalar çıkarılmak istenirken işçilerin karşısında yine polisiyle devlet vardı. Anayasa? 

Yasaların sokakta yapıldığını en iyi işçiler bilir bu ülkede. Önce eylem sonra hak gelir. Öyle, isterim verirler, diye bir şey yoktur bize gelince. Bedeli ödenecek. 

Nitekim MESS sözleşmelerinde hem sendikalar hem de işçiler mücadeleyi bir adım ileri taşımayı göze alamamış, asgarî ücretten sonraki ülkedeki en büyük toplu sözleşmede de patronların dediği olmuştur. Bugün ödenmeyen bedellerin, yarın daha büyük bedellere yol açacağını bilmek gerekir. 

Savaşa karşı sınıf savaşı 

Bir dünya savaşı artık herkesin dilindedir. ABD başta olmak üzere emperyalistler dünyayı aralarında paylaşmak için hem anlaşma hem kapışma içindedir. Bütün devletler -içinde Saray Rejiminin de olduğu- kaynaklarını silahlanmaya harcıyor. Fatura işçi sınıfına kesiliyor. Emperyalizmin bugüne kadar girdiği hangi ülkede halkların yüzü gülmüştür? Afganistan’da, Irak’ta, Libya’da, Suriye’de… ayağını bastığı her yerde halklara ölüm, kan ve göz yaşından başka bir şey vermemiştir, veremez. Şimdilerde dört koldan harekete geçilmiştir. 

Özellikle hegemonyasını kaybetme korkusu yaşayan ABD güç gösterisi adına saldırılar yapmakta. Venezuela’ya saldırdılar; halk, rejimine sahip çıkıyor. Kübalı 32 devrimci, hem kahramanlık çağının bitmediğini gösterdiler hem de halkların kardeşliğinin, dayanışmanın canlı örneğini belleklerimize kazıdılar. İran’da yaşananlarla ilgili bilgi eksiğimiz açıktır. Trump’ın tutarsız açıklamaları onun sapık kişiliğiyle açıklanamaz. Gelişkin işçi sınıfının sahnede olduğuna dair bilgilere sahibiz. Emperyalistler bir ülkede işçi sınıfının iktidarı yerine şeytanın iktidarını tercih ederler. Anlaşılan odur ki, ne mollalar ne şah, diyen kitlelerin direnişi ateş ve kanla karşılaşmıştır. Tümden iktidarı kaybetmemek adına şimdilik mevcut iktidara isyanı bastırmak için zaman verilmiş gibidir. İran halkının, İran işçi sınıfının mücadelesi bizim de mücadelemizdir. 

Suriye’de, yanı başımızda Suriye devleti diye yutturulmaya çalışılan HTŞ çetelerinin katliamları devam ediyor. Kürtler, Aleviler, Ezidiler, Dürziler… hedeftedir. Bir yandan İsrail, bir yandan TC ABD politikalarına uygun bir Suriye inşa ederken halklar arasına nefret tohumları ekiyor. Halkların birbiriyle bir sorunu yoktur. Sorunları yaratan emperyalistler ve onların işbirlikçileri bölge ülkeleridir. 

Savaşı durdurabilecek tek güç örgütlü işçi sınıfıdır. Bunun yolu Birleşik Emek Cephesinde birleşmektir. Sabırlı, kararlı ve inançlı bir şekilde genel grevin örgütlenmesi için mücadele etmek bugünün vazgeçilmez görevidir. Bugün işyerlerinde kurulacak işyeri komiteleri yarının kurulması için anahtar olacaktır. Tarih işçi sınıfını iktidara çağırıyor.