Kelimeler, kavramlar bazen öyle önemli hâle geliyor ki. Bilirsiniz, bir söz ağzınızdan çıkar ve artık onu yerine koymak mümkün değildir. Bazen istediğiniz kadar, ben öyle demek istemedim, diye yırtının durun.
İsimler de öyledir. Tek başına bazen bir şey ifade etmeyebilir. Mesela masa deyince herkesin gözünde bir şey belirir. Mesela hırsız deyince aklınızda ne canlanır? Karikatürlerdeki gibi yüzü maskeli, elinde fener, geceleri hareket eden bir tip sonuçta. Ama biraz önce içinizden nasıl itiraz ettiniz: iyi de arkadaş masa var, masa var. Masa vardır ayakları sallanır, masa vardır her tarafı ince ince işlenmiş kakmalı, saraylara layık. Eee, işte hırsız da öyle. Ekmek çalanı var, rafları tıklım tıkış dolu marketten yemeklik çalanı var. Bunların cezası kara kaplı kitapta yazar: zindan. Hırsız var, takım elbiseli, yüksek mevkiden, burnu iyi koku, kulağı keskin ses alan. Hoop, bir duyumla, 60 küsur milyonu 250 milyar yapabilen. Allah’ın işi işte; zaten o “ol” der olur. Nedense hiç bize demez. Bize iş cinayeti der, 12 yaşında işçilik der, açlık, yoksulluk, sefaletin bin türlüsü, yeryüzünde cehennem…
İşte hırsız, hırsızdır ama “Hırsız var!” demek suçtur. Bilmeyen yok, ama acaba devlet sırrı mıdır nedir? Fon soygununa skandal demek, açıkça hırsızı saklamak içindir. İşi kovalayan gazetecilere bunun için saldırıyorlar. Halk TV bile bunlar için katlanılır değildir; kayyum atanır. Nasreddin Hoca boşuna dememiş bana da kayyum atandı diye, bilmeyen internetten bakar.
Saray Rejimi savaş sevici
Türkiye, ABD ve NATO emrinde, kendi topraklarını bir savaş alanına çevirmek demek olan bir göreve hazırlanmaktadır. İran’a karşı savaş, Karadeniz’de savaş, Rusya’ya karşı savaş, Ukrayna konusunda daha açık görev almak, tüm bu alanlara asker konumlandırmak, bu askerler karşılığında para almak yolu ile savaşın bir ön cephesi hâline getirilmek istenmektedir. Bay Kemal CHP’sinin Saray Rejimine taze güç olarak açıktan eklenmesi de bu nedenledir.
Bunun için Saray Rejimine para lazımdır. Eee, gelirler faiz ödemelerine, pek kıymetli sermayenin teşvikine gittiğine göre, bu para bir yerlere çökerek elde edilecek. Belediyelere, bazı şirketlere, fonlara, malı helâl kim varsa çökülecek. Savaş sermaye için çok kârlıdır ama devlet için pahalıdır. Nereden bulacak devlet bu kadar parayı? Salacak vergiyi, daha fazla mala mülke çökecek. Yetmezse vatandaşın yastık altına bile kayyum atanabilir. Mehmet Şimşek dilinden düşürmüyor zaten.
Saray Rejiminin varı yoğu rant-yağma ve savaş ekonomisidir. Savaş sanayii ailededir, yabancıya güvenilmez. Sermaye de bu işe boğazına kadar girmiştir ve işin tadını almıştır. İşçilerin sessizliği büyük cesaret veriyor olmalı onlara. Yoksa Türkiye’yi ikinci Ukrayna yapmaya ne kadar istekliler.
Ukrayna savaşında Türkiye NATO nedeniyle taraftır. NATO üyesi olması hasebiyle Rusya-Çin tehdit, İran düşmandır. Sırf bu yüzden yüz binlerce Yemenliyi öldüren Suudiler Müslüman, işgale direnen yalın ayaklı Husiler kâfirdir.
Muhalefetin bitmeyen rüyası seçimler
Sanki ülkede adil seçimler varmış gibi ya da seçilenlere saygı duyuluyormuş gibi bizim zavallı burjuva muhalefeti, tespih çeker gibi seçimleri diline dolamış Özel ve ekibi saray seçimle gelmiş gibi onu seçimle göndermeye çalışıyor. İyi de adam sormaz mı, kıytırık belde belediyelerine bile çökenlerin ülkeyi henüz NATO tedrisatını tam bilmeyen kadrolara emanet edeceğini sanmak saflık olsa gerek.
Avrupa’da yükselen eylem dalgası yolu gösteriyor. Çare sokaktan geçiyor.
Şimdi kafalarda bir soru: Neden bizde böyle şeyler olmuyor? Cevabı birlikte arayalım:
Halkı seçimlere odaklayan muhalefet, nasıl olsa gidecekler diyerek eylemsizlik örgütlüyor.
Sendika mafyası, işçilerin önünde bir barikattır. Bu yapı, işçi düşmanı bir işçi örgütüdür.
Devrimci sosyalizmin eksikleri, zayıflıkları yürüyerek giderilecektir. Ama işçilerin örgütsüzlüğü devrimcilerden uzak kalarak yenilemez. Şikâyet etmek yerine hareketin içine dalmak, olduğumuz yerde örgütlenerek kendi hareketimizi yaratmak öncelikli görevlerdir.
Yaşamak direnmektir!
Velhasıl, yolu yok mücadele edilecek. Elbette herkes kendi sorunu için hareket edecek. İşçiler hakları için, gençler gelecekleri için, insanlar yaşam alanları için, kadınlar yaşamak için… Ama bileceğiz ki bütün sorunların kaynağı kapitalist toplumdur. Ülkemizde kapitalist devletin bugünkü biçimi saray rejimidir. Saray Rejimi, içinde medyası, diyaneti, bürokrasisi, muhalefeti ile bir bütündür. Buna karşı mücadele zorunlu ve meşrudur. Onu yenmenin yolu örgütlü bir sokak hareketi olacaktır.
Emek mucizeleri yaratır. Bunu bilerek mücadeleye devam!




