Bayrağın Arkasında Ne Var?

Bayraklar semboldür. İster bir ülkenin, ister bir takımın isterse de bir kurumun olsun. Bir aidiyet taşır. Renklerinin de, üzerindeki şekillerinde bir anlamı vardır. En çokta aynıları aynı yerde topladığı için önemlidir.
Kutsal mıdır bayraklar; tartışılabilir, duruma ve kişiye göre değişebilir.
Ulus devletlerin bayrakları egemen hale getirilen ulusun simgelerini taşır, buna göre diğer ulusları ifade eden bayraklar artık ” paçavradır”. Ülkemiz bu konuda eşi benzeri olmayan örnekler yaratmıştır. Kürt Halkının sembolü sarı-kırmızı ve yeşilin başına gelmeyen kalmamıştır. Öyle ki bölge illerinde trafik lambalarında yeşilin yerini mavinin aldığı günler gördük.
Kapitalist sistem, kaçınılmaz krizlerinden birini daha yaşarken, sermayenin egemen olduğu kendi pazarı daha fazla önem kazanıyor. Krizin yükünü sırtına vuracağı emekçiler bu sınırlarda yaşıyor. Yağmalayıp tarumar edeceği topraklarda burada. E devlet dediğimizde hepi topu bu egemen sınıfın bir yönetim aygıtı olduğuna göre, yoksulluk sınırının neredeyse çeyreği maaşla hayatta kalmaya çalışan, devletin-belediyelerin verdiği yardımlara muhtaç, çocuğuna haftanın birkaç günü beslenme bile koyamayan insanlara verebilecekleri şeyler sınırlı kalıyor. Kısaca hamaset diyebiliriz. Bayrak, ezan vesaire.
Gel gör ki bunlar karın doyurmuyor. Grevleri yasaklayan, mücadeleci sendikacıları hapse atan, 12 yıl önceki Kazova direnişini bile kriminalize eden devlet, patronlara cesaret veriyor. Artık burada köpekler salınmış, taşlar bağlanmıştır.
İşçiler için tek çıkar yol direnmek, mücadele etmektir.
Tuzla’da bulunan Kuzey Star Tersanesi’nde 14 işçi hakları verilmeden işten çıkarıldı. 10 gündür sendikaları Limter-İş öncülüğünde direnen işçiler, ablukaya alındı, gözaltı ile tehdit edildi. Patronlar işçilerin taleplerine kayıtsız kaldı. En sonunda dört işçi kule vince çıkarak eylemi başka bir boyuta taşıdı. “Ramazan ayındayız, önümüz bayram. Cebimizde para bir yana, borçlarımız bile birikmiş durumda. Kime güveneceğiz, kime gideceğiz, kimden isteyeceğiz? Aylardır bizi bu şekilde süründürdüler. Çalışmadığımız dönemler oldu, elimiz kolumuz bağlı kaldı. Şimdi ise bizi bu duruma onlar getirdi. “Artık kanmak istemiyoruz. Buraya çıktıysak, hakkımızı almadan inmeyeceğiz. Çocuklarımızın yanına sessiz sedasız dönemeyiz. Ramazan ayında boş sofraya oturmak istemiyoruz.” diyor işçilerden biri.
Kule vince çıkmak, inşaat işçilerinin de sık sık başvurmak zorunda kaldığı eylemlerden. Son nokta diyebiliriz zira ortaya konulan kendi yaşamındır. Tersane patronunun belki de bir günlük harcaması olan işçi alacakları karşısında baş vurduğu şey, vince çıkan işçilerin görülmesini engellemek için dev bayraklar asmak oldu. Böylece işçilere dayatılan sefalet görünmez olacak. Böylece patronların keyfi tutumlarının üstü örtülecek.
Anadolu işçi sınıfı, dayatılan sefalete, insan onuruna yakışmayan yaşam şartlarına, rant- yağma ve savaş ekonomisine karşı direneceğini ortaya koyuyor. Tutuklamalar, şafak operasyonları, en üst perdeden gelen tehditlere rağmen böyledir.
Açlıkla bizi terbiye edemeyecekler. İç cephelerinin tuğlaları biz olmayacağız.
Patronlara önerimiz, yaptırabilecekleri en büyük bayrak ve posterlerden bolca sipariş etmeleri. Ellerindekiler gelecek direnişleri örtmeye yetmeyecek.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz