‘Yoksullaştığımızın farkındayız ama bunu ifade edebildiğimizde, hayatımızın insanların iki dudağı arasında olduğunu fark ettiğimizde her şey daha farklı olacak’

0
45

(Birleşik İşçi Kurultayı’nın (BİK) İstanbul Maltepe Belediyesinde çalışan bir işçiyle yaptığı röportajdır.)

BİK:Öncelikli olarak bize çalışma koşullarından biraz bahsedebilir misin? Maltepe belediyesi işçilerinin koşulları nedir, bir çalışan olarak senin koşulların nedir? 2 yıllık KHK sürecinde neler yaşadınız, olumlu ya da olumsuz etkilerinden bahsedebilir misin?

İŞÇİ: Çalışma koşullarından bahsedeyim; birime göre değişiyor açıkçası, her birimin şartları oldukça farklı. Bu TİS’le birlikte çalışma süresi 40 saate sabitlendi, önceden saatler değişkenlik gösteriyordu. TİS imzalandıktan sonra süre belirli zamlar da yapılarak çalışma saati sabitlenmiş oldu. Fakat uzun süre imzalanan bu anlaşmaya uyulmadı. Siz de takip etmişsiniz, bir grev sürecimiz oldu. Uzlaşma sağlandıktan sonra bile birkaç ay bu 40 saat çalışma süresine uyulmadı. Ancak 1 Mayıs 2020 itibariyle anlaşma uygulanabildi. 40 saat üstündeki çalışmalar için sendikanın bize söylediği şu; siz bunu tutanak tutarak kayda geçirin ve mesai ücreti olarak bunu işverenden talep edin. Eskiden fazla çalışmanın izin olarak kullanılması baskısı vardı üzerimizde, şimdi ondan kurtulmuş olduk, TİS in bizim için böyle bir avantajı oldu. Bunun dışında çalışma şartları nasıl derseniz, iç birimlerle dış birimler arasında, masa başı çalışanlarla, sahada çalışanlar arasında farklılıklar var. Şöyle de bir sıkıntı var aslında, belediyede farklı kadrolar var, memursundur, kadrolu işçisindir ya da taşeronsundur. Taşeronsan eğer belediyede aynı işi yaptığın mesai arkadaşından çok çok düşük bir ücret karşılığında çalışırsın.

BİK: Maltepe belediyesi için ortalama bir tarif yapma şansın var mı bu konuda?

İŞÇİ: Ne yazık ki hiçbir tarif yapamayız, sıkıntı da bu zaten belediyede. Tavan ile taban ücretler arasında uçurum var. Birimler arasında da, yapılan işin niteliğine bağlı olarak da herhangi bir standart söz konusu değil. Kimin hangi yollarla ya da kimin aracılığıyla işe girdiği belirleyici oluyor açıkçası. Önceden yüzdelik dilimler vardı, asgari ücretin yüzde seksen fazlasını ya da yüzde yüz fazlasını ya da yüzde iki yüz fazlasını alırdın yani hangi kadrodan girdiysen öyle devam ederdin fakat şimdi makas git gide açıldı. Dolayısıyla bir genelleme yapamıyoruz. Yan yana sokak süpüren, aynı saatte iş başı yapan, aynı saatte iş bırakan iki işçiden biri 5.000 TL alırken bir diğeri 3.000 TL ye çalışıyor olabiliyor. Masa başı çalışanlar için de aynı durum söz konusu. Aynı sürede aynı işi yapıp aynı müdüre bağlı çalıştığı halde kadrosu farklı olduğu için iki kata varan farklarda maaş alan çalışanlar var.

BİK: Asgari ücretle çalışanlar var mı peki? Mesela herhangi bir birim doğrudan bu ücrete tabi midir?

İŞÇİ: Evet var fakat birim ya da iş bazında ayıramayız. Herhangi bir birimden biri bu ücreti alıyor olabilir. Asgari ücret + yol, yemek alan bildiğimiz çalışanlar var.

BİK: KHK ile geçiş sürecinde 4+4 gibi bir durumunuz oldu, TİS yapıldı ama buradan da istediğinizi elde edemediniz. Bu geçiş sürecinin tamamında beklentiniz nedir peki, getirileri, götürüleri anlamında?

İŞÇİ: İktidar bunu taşerona kadro diye servis edince; bütün taşeron işçiler bunu, ‘artık kadroluyuz, iş güvencemiz olacak, bizim de şartlarımız diğer işçiler gibi iyileşecek’ diye düşündü fakat yasa çıktıktan sonra incelediğimizde aslında bir elemeye tabi tutulacağımızı eğer ‘makul personel’ isek kamuda çalışmaya geçebileceğimizi gördük, aslında taşeron koşullarında çalışmaya devam etmiş olduk. Tek fark eskiden adresini bile bilmediğimiz bir şirkette çalışırken şimdi doğrudan belediyeye bağlı çalışıyor olduk. KHK süreci de çok sancılı oldu, güvenlik soruşturmasına takılanlar oldu vs. Tabii ki bunlar eskide kaldı ama sonuçta biz bu yasadan sonra KHK’ya tabi olarak belediye şirketine geçmiş olduk.

Bakanlık iki yıllık bir toplu iş sözleşmesi yayınladı ve dedi ki; ilk 6 ay yüzde 4, ikinci 6 ay yüzde 4 olmak üzere toplam yüzde 8 zam yapılacak. Bu elbette enflasyon farkının çok çok altında kalan bir orandı, sendikaların da süreç nedeniyle yetki alamadığı bir dönemdi ve sendikalar TİS için işverenle masaya oturamadılar. Sadece Genel İş 2 Nolu şube yetki için başvurmuştu ve yetki alabildi. Maltepe belediyesi ile böylece masaya oturabildiler ve bir toplu iş sözleşmesinde anlaşmaya vardılar hatta bize imza töreninin gün saat yer bilgisi bile mesaj olarak geldi. Fakat sonrasında yoğunluk sebebiyle iptal edildiği bilgisini aldık ve bu işin içinde farklı bir iş olduğunu fark ettik, muhalif basına sızan haberler de oldu ve son imzanın atılamadığını, sorunların çıktığını anladık. Son imza derken kastım yasal olarak geçerlilliği olan bir sözleşme. Aslında bu gerçekleşmemiş oldu.

Belediyenin açıklaması 40 saatlik çalışma süresi, seyyanen zam vb.’nin ekonomik olarak kendilerinin karşılayamayacağı yönünde oldu ve son dakikada uygulamaktan vaz geçtiler. Birkaç hafta boyunca görüşmeler devam etti sonrasında 1 saatlik bir iş bırakma yaptık. Aslında o da biraz komik oldu, herkes iş saatinde olması gereken yerdeydi sadece çalışmamış oldu. Dolayısıyla masa başında çalışanlar açısından durum fark yaratmadı, sahadakilerin etkisi oldu. Sahada çalışıp iş bıraktığı fark edilen arkadaşlarımız için tutanaklar tutuldu fakat sendika bir şekilde bu tutanakları iptal ettirdi. Sessiz geçen birkaç haftanın ardından (yanlış hatırlamıyorsam o arada bir basın açıklaması yapıldı) aralıklı yarımşar saatlik iş bırakma tepki eylemlerimiz oldu.

Sendika süreci mahkemeye taşıdı zaten bu haklarımızı kazandığımızı ve bir şekilde uygulamaya konacağını söyledi, geriye dönük haklarımızı da faiziyle alacağımızı belirtti. Mahkeme süreci devam ederken sendika tüm birimleri gezip bilgilendirme yaptı ve mahkeme süreci devam ettiği takdirde 2020 TİS için masaya oturamayacaklarını anlattılar. Eğer masaya otururlarsa her şeyin çok güzel olacağından emin konuştular ve kararı bize bıraktılar ama mahkemeyi geri çekmek geriye dönük haklarımızdan vazgeçmek anlamına geliyordu ayrıca 3 senedir zam almamıştık ve bu böyle kalmış olacaktı. Kimi birimler kabul etti kimi birimler ise kabul etmedi. Kabul etmemek grev anlamına geliyordu ve kimi arkadaşlarımız bunu göze almak istemedi açıkçası. Son durumda sadece temizlik işçileri kabul etmemiş oldu ve greve gitme kararı aldılar. Basına da yansıyan işten çıkartmalar ile birlikte yönetimden bir arkadaşın oturma eylemi başlamış oldu, temizlikten arkadaşlar desteğe gittiler. Yanlış hatırlamıyorsam 8-9 işten çıkarma oldu, belediyenin elinde daha geniş bir listenin olduğu dedikodusu yayıldı ardından temizlik işçileri iş bırakmış oldu, şantiye işgal edildi yani orada toplandılar. Sonrasında belediye TİS’i revize ederek, törpüleyerek anlaşma yapmak zorunda kaldı. 40 saatlik çalışma süresi 1 Mayıs 2020 den sonra geçerli olacak şekilde düzenlendi, 310 lira gibi bir seyyanen zam eklendi. Bu aradaki makası daraltmadı…

BİK: Yeni TİS sürecine geçersek şu an ne durumdayız?

İŞÇİ: Süreç devam ediyor, bildiğim kadarıyla şu ana kadar 4 oturum oldu. Eski TİS’in üzerinden iyileştirme yapılıyor. Maddi konular yeni tartışılmaya başlandı. Ekonomik krizden kaynaklı 2000’den fazla taşeron işçi bu zam oranlarının açıklanmasını bekliyor, çünkü geçinemiyorlar. Taslakta yüzde 40 gibi bir zam oranı var o yüzden herkesin gözü kulağı bu görüşmelerde. Bu işçilerin talebi mi yoksa sendikanın kararı mı emin değilim. Temsilcilerden kimisi sendikanın çağrısıyla görüşmeye gitti ve kendi biriminin taleplerini aktarmış oldu kimisi ise bu görüşmelere dahil olmadı, dolayısıyla herkesin katkısı olan bir tartışma değil. Taslakta bir taban ücret ve bunun üzerinden bir yüzde 40’lık zam oranı tartışılıyor, ayrıca yol ve yemek zamları da taslakta mevcut. Taslağa göre günlük taban ücret brüt 180 TL olmalı ve yüzde 40’lık zam oranı eklenmeli. Bu üyeler ile paylaşıldı, genel kanı uygulanabilir, uzlaşılabilir olmadığı yönünde. Yani şu an kimse yüzde 40’lık zam beklentisi içinde değil. Düşününce, 3 yıldır zam almadığımız için uygun bir oran. Çünkü bu 3 yıl içerisinde enflasyon oranı göz önüne alındığında yerimizde saymak bir yana geri gittik bile denebilir. Ama kimsenin o kadar inancı yok ki, sahiplenmiyor bu oranı. Öngörüm yüzde 10-15 arası zam olacağı. Fakat CHP bir işveren sendikası kurdu; Sosyal Demokrat Yerel Yönetimler Sendikası (SODEMSEN). Görüşmeler bu sendika üzerinden yürütülüyor. Kadrolu işçilerin birçoğunun bağlı olduğu sendika Belediye-İş. Belediye-İş ile bu işveren sendikası arasında sözleşme imzalandı. Yüzde 8’lik zam için anlaşmaya varıldı. Yüzde 8 zam alan kadrolu işçilerin maaşı taşeronda çalışan birçok işçinin maaşının 2 katı. Bizim görüşmelerimiz de SODEMSEN ile yürütüleceğinden Kartal, Ataşehir, Kadıköy belirleyici olacaktır. Yüzde 8, yüzde 8+10, yüzde 10+12 gibi tartışılan, imzalanan oranlar var. Bizim için de bu oranlar referans olacaktır.

BİK: Düşününce, günlük taban 180 TL brüt ücret üzerinden yüzde 40’lık bir zam neti 4.200 TL olan bir rakama denk geliyor, yoksulluk sınırının hala çok çok altında. Çok az çalışanın koşulları iyileşecek gibi görünüyor. Yol yemek de çok farklı olmayacak galiba. Bildiğimiz devletin belirlediği günlük 8 TL yemek ücretini veren belediyeler var. Sizde durum nasıl?

İŞÇİ: Bizim de günlük 8 TL, yol parası da düşük. Yani yemek parası yemekhanenin günlük ücretinden az, yol parası da aylık mavi akbilin ücretinden az.

BİK: Peki talebiniz nedir bu konuda? Günlük 8 TL pandemi koşulları da düşünüldüğünde hiç insani bir rakam değil.

İŞÇİ: Yemekhane var ama taşerona ücretli, 10 TL, yani aldığımız ücretten yüksek. Talebimiz en başta yemek ücretinin tam bir öğüne yetecek miktara çıkarılması ya da en azından burada yemekhanede ücretsiz yemek yiyebilmek aslında.

BİK: Sosyal haklarınız ile ilgili talepleriniz nelerdir?

İŞÇİ: Bayram hakları, kışlık yardımı, eğitim yardımı vs. ama taslakta bunlar çok düşük rakamlar; 30 TL gibi. Sendikanın söylediği, ‘bizim için şu an önemli olanın, başlık olarak eklenmesi ve önümüzdeki TİS’lerde tartışmaya açılabilmesi.’ Biz bu hakların en yakın zamanda içinin dolmasını, anlamlı rakamlara ulaşmasını talep ediyoruz. Maddi maddelere ek olarak Disiplin Kurulları bu TİS’de de yer alıyor, bence oldukça önemli.

BİK: TİS’de yer alan ve yürürlükte olan ya da tartışılan maddeler konusunda kendini güvenceli hissediyor musun?

İŞÇİ: Sözleşmede mobbing tanımının olması, işten çıkarma şartlarının tanımlı olması vs önemli kazanımlar elbette. Ancak 40 saatlik çalışma süresi de TİS’de yer alıyordu ama uzun süre uygulanamadı. Ben sendikadan geri bildirim almakta ya da ona ulaşmakta zorlanan bir işçiyim. Toplu İş Sözleşmesi olan işçiler olduğumuzu, dolayısıyla iş güvencemiz olduğunu, bu bilinçle ve güvenle çalıştığımızı söylemek zor. Bu biraz işin propagandası olurdu. Ama işten çıkarmaların engellenmesi konusunda disiplin kurulunun önemini yaşayarak gördük, bunu önemsiyorum. Bu arada elbette sendikaya rağmen işten çıkarmaların yapılabileceğini de biliyoruz. Aslında bu yeni TİS’ten sonra alınan kararların ne ölçüde uygulanacağını hep birlikte yaşayarak öğreneceğiz. Mobbing de var, sonuçta belediye bürokratik bir yer ve herkes birbirine ciddi psikolojik şiddet ve mobbing uyguluyor. Başkan yardımcısı ya da müdür geldiğinde ayağa kalkmadığı için, selam vermediği için azarlanan çok insan var. Temizlik şefleri oturup dinlendiği için temizlik işçilerini azarlıyabiliyor. Örnekler çoğaltılabilir.

BİK: İşçilerin kararlığı hakkında ne düşünüyorsun? Sendika dışında iç örgütlülükler (komiteler, meclisler) var mı? Temizlik işçileri sendikadan bağımsız greve çıkabildi mesale. Maltepede yaşayan biri olarak kapımızın önünde çöp yığınlarını görmek oldukça etkiliydi bence. Sadece yaşayanlar açısından da değil, diğer belediyeler açısından da ufuk açıcıydı, iyi bir örnek yaratılmış oldu. Bu TİS süreci umulduğu gibi sonlanmazsa sizi hareketli eylemli bir süreç bekliyor gibi görünüyor mu?

İŞÇİ: Covid süreci görüşmeleri olumsuz etkiledi. Süreçten kaynaklı bir araya gelip fikir alış verişi yapmakta zorlanıyoruz. Bir önceki süreçte şu vardı; temizlik işçileri irade gösterip greve çıktıktan sonra birim olarak greve çıkmama kararı alan ya da almak zorunda kalanlar da bir şekilde fikren temizlik işçilerini destekliyordu ve haklı olduklarını biliyordu. Yapılan karşı propagandaya rağmen (onlar hain, hem de seçim öncesi AKP’nin ekmeğine yağ sürüyorlar vb.), herkes onların kazanımının kendi kazanımı da olacağının farkındaydı.

Biliyorsunuz bu tarz durumlarda memurlar, hele de parti ile ilişkisi varsa her zaman işçiyi suçlar ve tavır alırlar, hem iş yükleri arttığı için hem de bir biçimde bu eşitsizlik işlerine geldiği için. 9.000 lira maaş alanın ‘3.000 lira ile geçin’ demesi çok da zor olmasa gerek. Bu anlamda işçilerin birliği hikaye oluyor yani. Bu belediyede, “sen taşeronsun, zaten yol parası alıyorsun (ki ne kadar düşük ücret aldıklarını bilmiyor olamazlar), servise binemezsin” diye işçiyi servisten atan Tüm Bel Sen’li memurlar var! Aynı memurlar belediyede sendikal faaliyet yürütüyor. 1 Mayıslarda eşit işe eşit ücret sloganı atıyor. Gerisini siz düşünün. Yani taşeron işçi sadece ücreti için mücadele etmiyor, iktidarla da bu bürokrasi ile de mücadele ediyor…

Bu sürecin sonunca grev çıkar mı bilmiyorum, bu sene süreci herkes biraz daha umutlu görüyor. Geçen sene süreç çok şeffaf yürütülmediği için fikri olarak sendikadan kopuşlar olmuştu. “Biz zaten 270 lira alacaktık şimdi 300 lira aldık bu kadar mücadele bunun için miydi” gibi bir güvensizlik olmuştu. Bu sene ilişkiler biraz daha iyi görünüyor. Partili taşeron işçiler de aynı hak gasplarına uğrayınca sendikaya yaklaşmış oldular. Özellikle pandemi sürecinde memurlar ve kadrolu işçiler paralarını tam alırken bizlere bir mesajla yarısı yatırıldı yarısı da para olunca yatırılacak denilebiliyordu. TİS’den sonra psikolojik şiddet de gözle görülür biçimde arttı, üvey evlat olduğumuzu iyice görmüş olduk. Sınırlı parayı eşit bölüştürmek yerine hep bizi ayırmayı tercih ettiler. Son bir iki aydır biraz daha düzenli maaş alıyoruz.

BİK: Yetki gelince ‘her şey çok mu güzel oluyor?’ Yetki almak için mücadele eden çok fazla belediye var, sizin bu konudaki tecrübeleriniz nasıl?

İŞÇİ: Bu konu bir ara işçiler arasında espriye dönmüştü. Süreç o kadar uzadı ki, işçi hakkını bir biçimde alabileceğini bilse sendikadan bağımsız masaya oturabilir. Bir sene uğraştık çünkü biz bu yetki konusu için.

Pandemi nedeniyle bir araya gelemediğimiz için şu an işçiler bu yeni TİS sürecinde sendika hakkında ne düşünüyor, nasıl hissediyor çok kesin bir şey söyleyemiyorum açıkçası. Bir de yeri gelmişken söylemekte fayda var. Sendikaya eleştirilerimizden biri de bu çünkü; diğer birimlerle eğer kişisel bir ilişkimiz, tanışıklığımız yoksa bir araya gelemiyoruz. Ne düşünüyorlar, ne hissediyorlar, hangi şartlarda çalışıyorlar, öğrenemiyoruz. Yetki süreci şubenin tutumuna bağlı. Eğer süreci kapalı kapılar ardında yürütüyorsa ya da toplantıları şeffaf bir şekilde geri dönüp anlatmıyorsa tabi ki hiçbir şey beklendiği gibi güzel olmayacak. Mesela biz TİS’in uygulanmayacağını öğrendiğimizde çok öfkeliydik ve sürekli bir şeyler yapmak istedik fakat sendika her seferinde “iş barışını sağlamak istiyoruz” diyerek bizim geri tutum almamıza neden oldu. Belki iş, temizlik işçisi arkadaşların işten atılmalarına ve grev sürecine kalmadan daha bütünlüklü ve erken çözülebilirdi. Ama şimdi durum biraz farklı; pandemi var ve herkes işsiz kalmaktan çok korkuyor, ben de çok korkuyorum, dönüşümlü çalışmaya geçildi, biraraya gelemiyoruz. Bu sebeple süreci tahmin etmek biraz daha zor.

BİK: Pandemiyle beraber yoksullaşma artmasına rağmen, işsizlik korkusu daha ağır basıyor diyebilir miyiz o zaman?

İŞÇİ: Bir yanıyla diyebiliriz. Hepimiz hala öfkeliyiz ama uzlaşmaya varılan TİS’in içeriği işçilerin alacağı tutumu etkileyebilir. Şimdiden bir şey söylemek benim açımdan çok zor açıkçası. Sendikadan bir geri dönüş olmadı ve henüz tartışmalar devam ediyor. İşçiler elbette yoksullaştığının farkında ama bir işleri olduğu için de şimdilik süreci izlemekle yetiniyorlar.

BİK: Bir TİS deneyiminiz oldu ve şu an devam eden de bir TİS süreciniz var. Diğer belediyelerde çalışan işçi arkadaşlarınıza ne önerirsiniz?

İŞÇİ: Bir arada olmak ve sürecin şeffaf yürütülmesini sağlamak önemli diye düşünüyorum. Başından beri savunduğum, biriminden bağımsız tüm taşeron işçilerin konuları aynı anda biraradayken tartışması gerekliliği. Yönetim ne veriyor, sendika ne talep ediyor, kavga nerede başlıyor, nasıl sona eriyor… Bir çalışan olarak bunları bilmek hepimizin en doğal hakkı diye düşünüyorum. Ve tüm bunları herkesle aynı anda öğrenmek istiyorum ki onların tepkileri neler, süreci nasıl okuyorlar, ne hissediyorlar, ne istiyorlar bilebileyim. Yoksa hem sendikanın hem de belediyenin süreci manipüle etmesi çok kolay oluyor.

BİK: Temsilcilerin belirlenmesi süreci nasıl oldu Maltepe belediyesinde?

İŞÇİ: En son iki çarşaf liste vardı, birine oy verdik. Biri partinin listesiydi diğeri ise bizim ismini bildiğimiz arkadaşların listesiydi. Biz tanıdığımız arkadaşların olduğu listeye oy verdik. Çok sağlıklı bir süreç yürümedi açıkçası, çünkü bu listeler oluşturulurken bizim fikrimiz hiç alınmadı. Bu temsilciliklerin yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor.

BİK: Pandemi süreci nasıl işletildi bu arada? Hem sağlık açısından hem de belediyenin aldığı önlemler açısından konudan biraz bahsedebilir misin?

İŞÇİ: İlk etapta sadece 2’şer adet bez Maske verildi. Her birimde, her odada fiziksel mesafe sağlanabilecek şartlar yok ne yazık ki. Mesela Arşivde pencere yok, dolayısıyla burada çalışan arkadaşlar açısından koşullar uygunsuz. Havalandırma olmayan bir yerde Kovid ile nasıl mücadele edilebilir? Kişi başı 3 kutu maske dağıtıldı mesela yazın, bir kereye mahsus olarak. Ama dağıtım müdürlerin inisiyatifinde olduğu için bunlar her birimde her kişiye 3 kutu olarak teslim edilmedi. Sokakta çalışan süpürgeci arkadaşlar bence daha fazla risk altındaydı -ki hala öyle- onlara dönük farklı önlemler alınması gerekirdi ama alınmadı.

BİK: Vakalar ne durumda peki?

İŞÇİ: Vaka sayısı fazla. Özellikle zabıtalar gibi sahada çalışan arkadaşlarımız arasında vakalar olduğunu biliyoruz. Merkez binada da var ama sahadaki kadar yoğun değil. Pandemi koşulları zor, devlet bir önlem almadıktan sonra belediyeden ne beklenebilir ki zaten? Taşeronlar toplu taşıma ile işe gidip geliyor. Pandeminin başlarında dönüşümlü çalışma yapıldığı zaman kişi sayısı da az olduğu için servislere binmemize izin veriliyordu ama tam zamanlıya geçilince bu uygulama iptal edildi. Şimdi yeniden bir dönüşümlü çalışma söz konusu fakat servisleri kullanamıyoruz. Hepimizin hastalık riski eşit olmasına rağmen sadece memurlar ve kadrolu işçiler bu haktan yararlanabiliyor.

BİK: Son olarak neler söylemek istersin?

İŞÇİ: Şu an süreci takip ediyorum ve elimden geldiği ölçüde sürecin içindeyim. Üzerinde görüşülen taslak netleştirilip imzalar atıldığında bakacağım ilk şey alacağım para olacak. Gerisini de hep birlikte yaşayarak göreceğiz. Yoksullaştığımızın farkındayız ama bunu ifade edebildiğimizde, hayatımızın insanların iki dudağı arasında olduğunu fark ettiğimizde her şey daha farklı olacak bence. Sonuçta 2000 tane insanız, az değiliz.

Sadece Maltepe belediyesi işçilerini değil diğer belediye işçisi arkadaşlarımızı da zor bir süreç bekliyor.

BİK: Teşekkür ediyorum…

Yorum Yaz

Please enter your comment!
Please enter your name here