Salgın, fırsat, onlar ve biz!

0
46

Kapitalizmin ideolojisi pragmatizmdir. Kısaca faydacılık diyebiliriz buna. Bu ideolojiye göre, birşey kendi çıkarlarına hizmet ediyorsa iyidir, değilse canı cehenneme.

Herşey ama herşey bu kapsamın içindedir. Yaşadığımız günlerde, COVİD19 Salgın hastalığı da dahildir buna. Dünyanın tüm kapitalist devletleri, Salgın konusuna böyle baktı, bakıyor. Sistemin derin bir krizden geçtiği anlarda, Salgın, patronların sübvanse edilmesi, krizin faturasını işçi sınıfı ve emekçi halklara ödetmek için fırsata çevrildi.

Ülkemizde, saray rejimi, daha ilk günden, süreci fırsat olarak gördü. Sadece söylemde değil, pratikte de bu fırsat olarak görme hayata geçirildi.

Ekonomik Kalkan programının açıklandığı toplantıda ki görüntüler, akıldan çıkacak gibi değil. Sendikalar yada meslek örgütlerinin toplantıya çağrılmamış olması işin bir tarafı. Yüz milyar TL’lik paketin 98 Milyar TL’sini ‘hak ediş’ hanesine yazdıran patron örgütlerinden TOBB başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun gülüşleri, büyük bir neşeyle bu gülüşü kutsayan Reis’in tavrı da unutulacak gibi değil. Bu sırada, ekran karşısına geçen milyonlarca insan, salgına karşı alınacak önlemler ve ekonomik olarak korunmayı umuyordu.

Gelgelelim, bu sadece başlangıçtı. Arkasından, tüm kesimleri henüz kazanmamış oldukları, kazanıp kazanamayacağı da belli olmayan gelirleri üzerinden borca sokulmak üzere bankalara yönlendirildi.

Arkasından, el çabukluğu marifet hesabı, ücretsiz izin, yasal hale getirildi. Tüm işçiler, iş güvenliğini yitirmiş, her türlü esnek çalıştırma yöntemine açık hale getirildi. Bununla birlikte, işsizlik ödeneği, hatta kısa çalışma ödeneği bile işçilerden esirgendi. Günlük 39 TL’lik gelirle, açlık mutlak hale getirildi.

Araya sıkıştırılan şeyleri unutmayalım. Grup yorum solisti Helin BÖLEK, ölüm orucunda hayatını kaybetti, cenazesinin yıkanmasına bile izin verilmedi. Cezaevlerinden, 90 bin civarında suç makinesi dışarı salındı. Kanal İstanbul için ihale yapıldı. Salda Gölü talan edildi vb.

Akrep ile kurbağanın hikayesini bilirsiniz. Suyun karşı tarafına geçmek isteyen akrep, kurbağadan yardım istemiş. Kurbağa, sen beni sokarsın diyince akrep, neden sokayım, bende boğulurum demiş. Kurbağa, biraz tedirgin olsa da, kabul etmiş, akrebi karşıya geçirmeyi. Suyun orta yerinde akrep, kurbağayı soku vermiş. İkiside suya kapılırken kurbağa şaşkın şaşkın sormuş, neden yaptın bunu diye. Akrep, can vermeden önce son sözlerini söylemiş, ‘ne yaparsın, benim yapım bu diye. Kapitalizmin yapısı da bu. İşçi sınıfının kanını her daim daha fazla emmek, tıpkı bir vampir gibi.

İşçi sınıfının ana karakteri, dayanışma ve birlikte hareket etmektir. Doğasının dışına çıkan, yozlaşmış olur. Biz işçiler, dayanışma ile, birlik olarak hayatta kalabilir ve mücadele edebiliriz. Onlar doğasının gereğini yapıyor. Küfür ederek, şaşırarak, kızarak bir yere varamayız. Kendi karakterimizi ortaya koyarak, haklarımız ve geleceğimiz için mücadele ederek baş edeceğiz bu asalak sınıfla.

Yorum Yaz

Please enter your comment!
Please enter your name here