Kısa çalışma ödeneği 2 ay daha uzatıldı ama… Suiistimaller nasıl önlenecek?

0
25

Kısa çalışma ödeneği uygulamasının 2 ay daha uzatılmasına yönelik çalışanlardan gelen tepkiler, uygulamanın suiistimal edildiğini gösteriyor. Bakanlık ise yalnızca 712 müfettişle bu suiistimalleri önlemeye çalışıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararı ile kısa çalışma ödeneği (KÇÖ) uygulaması iki ay daha uzatıldı. Karara göre, KÇÖ’ye başvuran şirketlerde çalışanlar eylül ve ekim maaşlarını da tam alamayacak.

Eğer KÇÖ, aralık ayına dek uzatılırsa çok sayıda çalışan, bu yıl ocak ve şubat ayları dışında hiç tam maaş almamış olacak.

Bu durum tepkileri de beraberinde getiriyor. Sosyal medyaya yansıyan tepkilerden bazıları şöyle:


♦ “Artık kısa çalışma ödeneğini kaldırın, işverenler devleti dolandırıyorlar, devlet işçinin parasını veriyor diye işçiyi işe çağırmıyorlar. Tazminat vermemek için işçi kendisi bırakıp gitsin diye yıldırma politikası uyguluyorlar. Yarım maaşla nasıl geçinelim?”

♦ “Kısa çalışma ödeneğinden yararlanmasına rağmen, halen haftanın her günü ve günde 10 saat çalışan insanlar var. Bu insanların SGK prim kayıpları nasıl telafi edilecek?”

♦ “Kısa çalışma ödeneğinde tam gün çalışarak prim günümüzün 0 olması hak mı? Ezilen yine işçi.”

♦ “Kısa çalışma ödeneğinin patronların ekmeğine yağ sürmek dışında bir faydasını gören var mı? Devlet işverenin sahtekârlık yapmasına ısrarla müsaade ediyor.”

Patronlar suiistimal ediyor

Bu paylaşımlarda da görüldüğü gibi, işçilerin tepkileri çoğunlukla patronların KÇÖ uygulamasını suiistimal etmesine yönelik. KÇÖ’den yararlanan bazı patronlar tam zamanlı çalıştırmasına karşın işçilere eksik ücret ödüyor, primleri eksik yatırıyor.

Çalışma Ekonomisi Uzmanı ve İş Hukukçusu Dr. Murat Özveri, bu suiistimallerin altında çalışma hayatındaki denetimsizliğin ve örgütsüzlüğün yattığını söylüyor.

Özveri’ye göre, bu suiistimalleri önlemenin iki yolu var: “Birincisi, işçinin kendisinin şikâyet hakkını kullanması ki bu çok mümkün olmuyor; çünkü işçi işten atılma korkusu ile sesini çıkaramıyor. İkincisi de sahada denetim yapılması; ancak bu denetimi yapabilecek yeterli sayıda müfettiş yok. 700 küsur müfettişle her şeyi denetlemeye kalkıyorlar ama olmuyor.” Özveri, bu nedenle durumun işverenin vicdanına bırakıldığını belirtiyor.

Sendikalara denetim yetkisi

Peki, ne yapmalı? Özveri’ye göre yapılması gereken, kısa çalışma ödeneği uygulamasına karşı çıkmak değil. Suiistimallere karşı çok ciddi bir denetim mekanizmasının hayata geçirilmesi, bunun için de sendikaların devreye girmesi gerekiyor: “Ben KÇÖ’den yakınanların çalıştığı işyerlerinin hiçbirinde sendikal örgütlenme olduğunu sanmıyorum. En kötü sendikanın olduğu yerde bile böyle bir suiistimal yapılamaz. Sendikalaşma oranının bu kadar düşük olduğu bir ülkede bunun kötüye kullanılması kaçınılmaz.”

Dolayısıyla Dr. Murat Özveri’ye göre, bu tür suiistimallerin önüne geçmek için ilk yapılması gereken şey örgütlenmek. Öte yandan Özveri, ABD’deki bir uygulamadan yola çıkarak şöyle bir öneride bulunuyor: “ABD’de bir sendikanın -o işyerinde örgütlü olup olmamasından bağımsız olarak- işyerini denetleme yetkisi var. O sendikanın yöneticisi ve uzmanının işyerine alınmaması, hapis cezası gerektiren federal bir suç. Böyle bir yetki burada da sendikalara verilse çalışma hayatında hiçbir maliyet olmaksızın bir denetim mekanizması yaratılabilir. Gönüllü bir denetim ordusu elde etmiş olursunuz. Diğer yandan işçiler güvencesiz oldukları için haklarını arayamıyor. Bu noktada çözüm güvenceli işçi temsilciliği. Her işyerinde bu temsilciliklerin oluşturulması sorunu çözebilir.”

Sendikalar ne diyor?

İki büyük işçi konfederasyonu, Türk-İş ve Hak-İş, geçtiğimiz günlerde patron örgütü TİSK ile ortak açıklama yaparak KÇÖ uygulamasının uzatılmasını talep etmişti. DİSK de KÇÖ uygulamasına karşı değil, aksine pandemiden olumsuz etkilenen tüm işçilerin bu uygulamadan yararlanabilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılmasını istiyor. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu şöyle diyor:

“Kısa çalışma ödeneği, genel ekonomik, bölgesel, sektörel kriz ya da zorlayıcı sebeplerle, işyerinde üretimin ve çalışma saatlerinin düşmesi durumunda devreye giren bir uygulama. Biz pandemide de bu durumda olan işyerleri açısından kısa çalışmanın devam etmesini; ama kısa çalışmadan yararlanma konusunda aranan ‘son üç yılda 450 gün prim ödeme ve son 60 gün hizmet akdine tabi olma’ gibi şartların tümüyle kaldırılmasını istiyoruz. Hiçbir şart aranmamalı ve kısa çalışma ödeneği miktarı en az asgari ücret tutarında olmalı.”

Ücretsiz izne son verilmeli

Patronların KÇÖ uygulamasını istismar ettiklerine dair şikâyetlerin zaman zaman kendilerine de geldiğini aktaran Çerkezoğlu, “Bu suiistimallerin önlenmesi için işyerlerinin etkili biçimde denetlenmesi ve bu işverenlere gerekli yaptırımların uygulanması gerekir. Örneğin bize şöyle şikâyetler de geliyor: Bazı işçiler kısa çalışmadan yararlanabilecekken ücretsiz izne gönderiliyor. Kısa çalışma devam etmeli; ama ücretsiz izin uygulamasına derhal son verilmelidir. Milyonlarca insan ayda bin 168 TL ile yaşamaya mahkûm edilmiş durumda” diye konuşuyor. Sendikanın çalışma yaşamının her alanında her şeyden önce bir denetim mekanizması olduğunu söyleyen Çerkezoğlu, bu tür hak ihlallerinin önüne geçilmesi için sendikalaşmanın önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini de vurguluyor.

***

712 müfettiş denetliyor

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, kısa çalışma ödeneği uygulamasının başladığı tarihten itibaren 3 milyon 576 bin 805 kişi bu ödenekten yararlandı. Temmuz ayında 1 milyon 595 bin 467 kişi ödenekten yararlanmaya devam etti. 1 milyon 981 bin 338 çalışan için işverenler normalleşme süreciyle birlikte kısa çalışma talebinde bulunmadı. Öte yandan Bakan Selçuk, kısa çalışma talebinde bulunan işyerlerinde uygunluk tespitine aykırı uygulama olup olmadığına ilişkin teftişlerin 712 iş müfettişiyle aralıksız sürdüğünü açıkladı.

Yorum Yaz

Please enter your comment!
Please enter your name here