EYT Sorunu

0
92

4447 sayılı kanun yürürlüğe girer girmez bir eşitsizliği, bir hak gaspını soktu Türkiye Çalışma hayatına. Şöyle ki:

Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte emekliliğine 2 yıl kalmış olanlar hiçbir kayba uğramadılar. Emeklilik için daha uzun süre beklemeleri gerekenler ise şaşkınlıkla fark ettiler emekli olmak için gerekli süreyi ve prim ödemesini tamamladıkları halde emekli olabilme yaşlarının yükseltildiğini. 

Şimdi her şeyi bir yana bırakalım işe girdiğiniz anda mevcut olan kurallar değiştirilmiş ve bu durum sonucu mağdur edilmişsiniz. İsyan etmez misiniz? 

Bir oyuna başlamışsınız ve oyun devam ederken hatta oyun sonlanmak üzere iken biri çıkmış ve kurallarını değiştirmiş oyunun isyan etmez misiniz?

Durum tam olarak budur. 1999 ve onu izleyen yıllarda işe girmiş olanlar açısından söylenecek bir şey yok pek fazla ama ya önceleri? 

Durumu bir örnekle açıklayalım;

İşçi A, 1995 yılı Aralık ayında askerlik dönüşü sigortalı bir işe girmiştir. İşe giriş tarihinde emeklilik şartı 25 yıl sigortalılık ve bu süre zarfında 5000 gün prim ödemiş olmaktır. 

Zaman zaman işsiz kalmış olmakla birlikte işçi A, bu yıl içerisinde 25 yıl sigortalılık süresini doldurmuş ve bu süre zarfında eğer 5000 gün prim ödeme şartını da yerine getirmiş ise içinde bulunduğumuz yılın Aralık ayı zarfında emekli olma hakkına kavuşacaktı. 

Ancak işçi A’nın işe girmesinden sonra yapılan değişikliklerle bu hakkı elinden alındı. Mevcut düzenlemeler çerçevesinde A’nın emekli olabilmesi için 825 gün daha prim ödemesi ve ayrıca 56 yaşına kadar beklemesi gerekmektedir. (Örneğimiz bir erkek işçi için düzenlenmiştir kadın işçilerde rakam değişir ancak bu değişiklik sonucu etkilemez. Kadın erkek ayırt edilmeksizin tüm işçiler için hak kaybı söz konusudur.) 

Bu durumda hepimizin görebileceği gibi işçi A, işe girerken sahip olduğu hakları aktif olarak çalışmakta iken kaybetmiştir. 

Bunun başka bir tanımlaması yok. Bunun adı hak gaspıdır. 

Nitekim bu konuya dikkat çekerek konu mahkemelere taşındı, ne var ki buradan da adil bir karar değil, “beklenen haktır” sonucuna varıldı.

Her zaman olduğu gibi yine işi bir kelime oyunu ile kapamaya çalıştı mahkemeler. Oysa “beklenen hak” kavramı da işe girdikten sonraki mevzuat değişiklikleri ile değiştirilmesi mümkün olmayan haklardandır. 

Uzman hukukçular, “kazanılmış ama elde edilmesi işleme kalmış olan haklara” bekleyen hak adını vermekteler. Buna göre örneğin dört yıllık bir üniversite programına kayıt yaptıran öğrencinin bütün sınavlarda başarılı olması halinde dört yıl sonra öğrenim gördüğü alanda meslek sahibi olması beklenmektedir. Öğrenci okulda öğrenim görmekte iken öğretim süresinin değiştirilmesi onu hiçbir şekilde ilgilendirmez. Yapılacak değişiklik ancak değişiklik tarihinden sona o programa kayıt yaptıran öğrenciler için uygulanabilir.

Emeklilik de tıpkı bunun gibidir. Bir insanın işe girdiği yıl mevcut bulunan emeklilik şartları o insanın sigortalılık süresinde değiştirilemez. Emeklilik şartlarını yerine getirmiş bir kişinin hizmet süresinin yeni yapılan bir mevzuat düzenlemesi ile uzatılmış olması hangi kavram, hangi hukuk sistemi içerisinde ele alınırsa alınsın hak gaspıdır. 

Bu nedenle emekliliğin kazanılmış hak mı, yoksa beklenen hak mı olduğu tartışması, sonucu değiştirmeyeceği için sadece bir zihin jimnastiğinden başka bir anlam ifade etmez. 

O halde mahkeme kararlarına da direnmek ve alınan bu kararların hukuken geçerli olamayacağını her fırsatta yüksek sesle haykırmak gerekir. 

Emeklilikte yaşa takılanların mücadelesi haklı bir mücadeledir ve sonuna kadar destek verilmesi gerekir. 

Yorum Yaz

Please enter your comment!
Please enter your name here