Çarklar dursun!

0
43

“Herkes kendi OHAL’ini ilan etsin”, “izolasyon önemli”, “sosyal mesafeyi koruyalım”. Sağlık Bakanı, uzman sıfatı ile ekrana çıkanlar, doktorlar hep aynı ve benzeri şeyleri söylüyor. ‘Evde kal Türkiye’, bu dönemin sloganı olarak öne çıkıyor.

Ama bu söylem, yüz binlerce (belki milyonlarca ama tam bir veriye sahip değilim) işçi için sadece bir laf ve lüks. Üstüne üstlük, birçok kişi için bugün evde kalmak tam bir felaket. Açlık ve yoksullukla mücadele eden işçiler için, salgın hastalık soyut, işsizlik, güvencesizlik daha somut bir tehlike. Şöyle tarif edeyim. İşçi cinayetleri, her gün ortalama 6 işçinin canını alıyor. Ama yinede işçiler her gün işinin başında. Elbette, Salgın hastalık koşullarında, olması ve yapılması gereken, karantina ve izolasyon önlemleri. Halk sağlığı uzmanları, karantina fırsatının çoktan kaçırıldığını söylüyor. İzolasyon ise hâlâ mümkün. Oysa, sokağa çıkma yasağı (artık kısıtlama diyorlar) koşullarında bile, hayati olmayan işler için bile, patronlar yerel makamlardan izin alıyor. Sanayi bölgelerinde, birçok fabrikada üretim devam ediyor. Kargo-kurye işçileri, PTT çalışanları, çalışıyor. 

İzolasyon, patronlar, üst kasta mensup kişiler için ise, kusursuz biçimde uygulanıyor. Meclis, 45 gün kapalı örneğin. (Hoş, açık olduğu son günlerde, tacizci, tecavüzcü, hırsız, uğursuz, uyuşturucu satıcıları, işçi katilleri, mafya babaları için af çıkardı, ücretsiz izini yasal hale getirdi. Kapalı olması daha hayırlıdır belki de. ) Patronlar, güvenli evlerinden, evde kal Türkiye fotoğrafları paylaşıyor. Cumhurbaşkanı Sözcüsü, çalışmayı durdurmanın ağır maliyeti olacağını söylüyor. Cumhurbaşkanı, daha önce, çarkların dönmesi gerektiğini söyledi. Salgın hastalık, bu ve benzeri uygulamalar ve kararlarla, belli bir kesime doğru kanalize ediliyor adeta.

Patronlar bir avuç. Oysa işçiler, karınca sürüsü gibi. İşsizler ordusu, çalışamaz duruma gelenlerin yerini dolduracak kadar büyük. Biri gider, biri gelir hesabı. Çarklar döndüğü müddetçe, patronlar, yönetenler için bir sorun yok kısacası. Çarklar dönüyor. Kapitalizmin, insan emeğini bir vantuz gibi çeken, işçileri öğütüp duran çarkları dönüyor. Çarkların arasına sıkışan, bizim etimiz, kanımız, yaşamlarımiz, hayallerimiz, geleceğimiz. Gerçek bir kötülük, örgütlü bir kötülük, insan hayatını tehdit eden hastalığı bir fırsat olarak görüyor.

Virüs, bilinci olmayan doğal bir varlık olarak, kendine yaşam alanı arıyor. Bunun için onu suçlayamayız. Tedbir alırız, onu izole eder, yaşam alanını yok ederiz. Oysa kapitalizm, bilinçli bir şekilde, daha fazla kâr için, yaşamlarımızı tehdit ediyor. Çarklar bir kez durdu mu, herkes bilir ki, hiç bir şey eskisi gibi olmaz. Bunu hiçbir zaman, patronlar, hükümetler yapmayacak. Bunu, işçiler, emekçiler, yaşamın yaratıcıları yapacak. İlmek ilmek hayatı örenler yapacak. 

Yorum Yaz

Please enter your comment!
Please enter your name here