“Allah’ın Gazabı” ile “Lütfu” arasında! -Galip Yolaşan

0
44

Başkanlık sistemi, yada bu ucube Saray düzeni, her krizi kendisini tahkim etmenin fırsatı haline getiriyor. Sistemi isteyenler bile bunun ne olduğunu bilmiyor olsada…

Buradan bakınca görülen, bir başkan var; kendisi herşeyin başı. Hazineden tutun da, sanatın, medyanın, sporun, tabi ki akçeli bütün işlerin başkanı. Onun etrafından başlayarak, taa mahalle bekçilerine kadar inecek şekilde her kademede başkanlar var. Hepsinin ortak özelliği, kendilerinin doğrudan başkana bağlı olduklarını düşünmeleri, yetkiyi de oradan almaları. Cumhurbaşkanı kararı deyince akan sular duruyor. Bazı market ve fırınlarda, en çok halk otobüslerinde gördüğüm yazılarda (herhalde daha inandırıcı belki de daha korkutucu olması için) maske takma zorunluluğu, Cumhurbaşkanı kararı diye duyuruluyor.

Son dönemde artan polis şiddetinin arkasında böyle bir yetkilenme var gibi. Maske takmayan vatandaşlara şiddet uygulayıp ceza kesen ama kendi maskesiz dolaşan polisler, hiç maske takarken görmediğimiz, ama ilk günden itibaren maskenin dağıtımı ve kullanımı ile ilgili tüm kararları alan Cumhurbaşkanı gibi değiller mi mesela?

Türkiye’de ilk Covid-19 vakasının duyurulması sonrasında, reis ekran karşısına çıktığı ilk andan itibaren, bu salgının Türkiye için bir fırsat, bir tür Allah’ın lütfu olduğunu söyledi. Her bakan, en çokta damat olarak hazinenin üstüne çöreklenmiş olanı, bu söylemi tekrarladı. Ayrıntılar gün geçtikçe ortaya çıkıyor.

‘Masumane’ olanlardan başlayalım. İstanbul’da yapılmakta olan iki pandemi hastanesinin sağlık turizmi için kullanılacağını öğreniyoruz. Bir başkası, ülkemizde yaşanan salgının, başta ABD olmak üzere, birçok ülke için bir laboratuvar gibi kullanılıyor olma ihtimali. Bu yolla, muslukların açılacağı umuluyor olmalı.

Daha önemli ve kalıcı olarak düşünülen, dünyanın girdiği kriz ve çarkların durması karşısında, ucuz işçi cenneti haline gelen ülkemize sermaye çekmek.

Tabiki bunların yanında, her türden muhalefetin başını ezerek, hem iktidarını kalıcı kılmak, hemde ulusal ve uluslararası sermayeye dikensiz bir gül bahçesi sunmak.

Diyanet işleri başkanı aracılığıyla, bir tartışma daha başladı. Diyanet işleri başkanı, aslında cami hocaları, tarikatlar, ulema tarafından dillendirilen söylemleri, en yüksek perdeden, bir cuma hutbesinde söyledi. Kur’an da Allah’ın gazabına uğrayan kavimlerden, tabii en başta Lut kavminden bahsetti. Bahsetti bahsetmesine ama hedefe koyduğu LGBT İ bireyler üzerinden yaptı bunu. Köylü kurnazlığı yaparak, Lut kavminde yaşanan çocuklara (erkek ya da kız), kadınlara tecavüz etmesinden, kavmin bunu hak olarak görmesinden, LGBT İ bir tercih iken o kavimde yaşananların zor yoluyla, tecavüz olduğundan bahsetmedi. Hastalığı musibet, sebebini de sapkınlık olarak açıkladı. Ne hikmetse, Diyanet işleri başkanının indinde, vakıf okullarında, devlet korumasında olan çocukların yada kadınların tecavüze uğraması lanetlenmeye değer bulunamıyor. Ya da, faizcilik. Hırsızlık zaten daha önce, “Gaza payı” olarak aklanmıştı. Köylü kurnazlığı masumane kalıyor tabi.

Neyse ki bilim diye bir şey var. Bilim adamları; hâlâ kendilerini saraya satmamıs, saray soytarısı olmamış olanları, kapitalist üretim sistemi ile talan edilen doğanın kanunlarını işlettiğini ortaya koyuyor. Yaşam alanları yok edilen mikro organizmalar, yeni yaşam alanları olarak insanların arasına karışıyor. Tıpkı dünyanın bir çok bölgesinde ortaya çıkan çekirge sürüleri gibi. Tıpkı HES’ler yoluyla yağmalanan Karadeniz’de tütünü, çayı tehdit eden vampir kelebekler gibi.

Kapitalizmin ideolojisi pragmatizmdir. Türkçesi, faydacılık; herşeyi bir şekilde kendine yontma isteği ve fikri. Sıra halkın sırtına binmeye gelince, kendi iktidarını sürdürmeye gelince bir “lütuf!” Sıra kitlelerin uyutulup, hedef saptırmak olunca da “Allah’ın gazabı!”

İnsanlığın başına gelen en büyük felaket, kapitalizmin kendisidir. İnsanlığın en büyük düşmanı, sermaye ve onun her bir ülkedeki iktidarıdır.

Büyük insanlık, bu musibetten kurtulduğu gün, kendi tarihini yazmaya başlayacak.

Yorum Yaz

Please enter your comment!
Please enter your name here